


Şehri ve iki kıtayı ikiye bölen boğaza açılmadan hiçbir ziyaret tamamlanmış sayılmaz. Sudan bakıldığında İstanbul, tek ve göz alabildiğine bir panoramaya dönüşür: sahildeki Osmanlı konakları (yalılar), masalsı Dolmabahçe ve Çırağan sarayları, Rumeli Hisarı ve Avrupa'yı Asya'ya bağlayan büyük asma köprüler. İki kolay seçeneğiniz var. En ucuz ve en yerel olanı tarifeli şehir hattı vapurudur; özellikle Eminönü'nden kalkan uzun Boğaz tur tekneleri, birkaç lira karşılığında tur teknelerinin çok daha pahalıya sattığı manzaraların aynısını verir. Bazıları gün batımında yemekli olan özel ve küçük grup turları ise anlatım ve konfor katar. Her hâlükârda, sarayların dizildiği Avrupa yakası için kuzeye giderken sağ tarafa oturun, güvertede rüzgâr olduğundan yanınıza hafif bir kat alın ve alçalan güneşin kubbeleri ve suyu altına çevirdiği öğleden sonranın geç saatlerine denk getirin. Vapurlar aynı zamanda Asya yakasındaki Kadıköy'e kusursuz ve ucuz bir geçiş de sağlar.
Seen ile planlayın